| |
|
 |
13.06.09, 16:20
|
#1
|
|
Yeni Üye
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 10
|
TSK'nın Ak Parti ve Gülencileri Bitirme Planı
Son günlerin önemli bir konusunu foruma ekleyeyim, kimse yazmamış:
http://www.haber7.com/haber/20090612...irme-plani.php
Bunların planlarının da sonu gelmiyor, fakat ne dünya eski dünya, ne medya eski medya, ne de millet eski millet.
Bakalım suyun akışına karşı savaşmaktan ne zaman vazgeçecekler?
Bir bir suya düşen bu hain planlar, artık milleti de iyice uyandırmalı; millet gücün kendisinde olduğunu bilmeli, başarısız darbe girişimlerinin manasını kavramalı ve sesini gereğince duyurmalıdır, artık top millete geçmiştir, gol atmasını bilmeli.
Konuyu Mehmed Akif Ersoy'un çok sevdiğim bir sözüyle noktalayayım:
"Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahpelere!"
Mehmet Akif Ersoy, Safahat (3. Kitap)
|
|
|
14.06.09, 13:32
|
#2
|
|
Eski Üye
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 119
|
SİLİFKENİN YOĞURDU AH SENİ KİMLER DOĞURDU..............
Ak parti iktidarı boyunca Tayyıp Erdoğan, Fethullah Gülen Cemaatinin organızasyonlarında gözükmemeye dikkat ediyordu. Aydın Doğan medyasında bile, Samanyolu grubunun gazetelerinde - dergilerinde, radyolarında, - televizyonlarında yayınlanan roportajların 10 katı yer almıştır. Cemaate yakın şirketlerin açılışlarında bile pek görülmüyordu! Son Türkçe olimpiyatlarına kadar!
Son Türkçe olimpiyatlarına başkakan katılmakla kalmamış, çok açık bir dille destek vermiş, ÖVGÜLER yağdırmıştır! Yani Tayyip Erdoğan, DERİN DEVLET içinde ki İKTİDAR ODAKLARINDAN (ve en güçlü olanlarından biri) olduğu iddia edilen bir güç merkezinin lehinde bu kadar AÇIK bir destek sergilemiştir! Başta TSK olmak üzere Delet iktidarını paylaşan bir çok güç odağının açıkça cephe aldığı Gülen cemaatine verdiği bu önemli desteği, DERİN DEVLET içinde ki iktidar mücadelesinde (Ergenekon davasını da kapsayan) açıkça "TARAF" olmak olarak değerlendiriyorum.
Bir kenara YAZIN! Bundan böyle, "Türkçe Olimpiyatları" Bir "sivil toplum" organizasyonu olmaktan çıkarılıp "DEVLET ORGANIZASYONU!" niteliğine bürünecektir. Bu güne kadar "cemaat organizasyonu"na UZAK duran ÇEVRELER, bundan böyle adı geçen organızasyonu (gayri resmi)) DEVLET ORGANIZASYONU olarak yorumlayıp desteklemeye özen göstereceklerdir. En azından bu yönde çabaları göreceksiniz!
Toplum nezdinde, Fethullah Gülen cemaati DEVLET POLİTİKALARINDA belirleyici bir GÜÇ olarak lanse edilmeye çalışılacaktır. "Derin devlet" içinde ki iktidar mücadelesinin bu yönü ağırlığını hissettirecektir.
Bize sorarsanız, bütün bu gelişmeler şaşırtıcı değildir. Başından beri aksi iddialara veya ima'lara rağmen 'TÜRKÇE OLİMPİYATLARI' organizasyonunun hiç bir YERİNDE ve hiç bir BİÇİMDE İslamı DUYARLILIĞIN ZERRESİNİN olmadığını görüyor ve söylüyorduk!
Yanı en başından beri, mesele; "SİLİFKENİN YOĞURDU AH SENİ KİMLER DOĞURDU" meselesi idi!
Mesela, cemaat.com gibi sitelerde bazı saf müslümanların yaptığı "tartışmalar" ( http://www.cemaat.com/yeni-osmanlicilik-turk-okullari) gibi yani! SİLİFKENİN YOĞURDU AH SENİ KİMLER DOĞURDU..............
|
|
|
16.06.09, 15:12
|
#3
|
|
Yeni Üye
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 24
|
AK Parti Hükümeti ve Gülen Hareketi'ne kafayı takmışlar; askerlik mesleğini bir kenara bırakıp yine siyaset ve toplum mühendisliğine soyunmuşlar… Yine “durumdan vazife”, yine “irtica İle mücadele eylem planı”, yine demokratik hukuk devletine tuzak… Utanmadan, arlanmadan, akıllanmadan!
Bu kepazeliğe daha ne kadar katlanacağız? Vatanın-milletin enerjisini tüketen bu askerî müdahale geleneğini daha ne kadar sîneye çekeceğiz? Millet iradesini temsil eden siyasetçiler, devlet adamları, başbakan ve cumhurbaşkanı bu tehditlere daha ne kadar pabuç bırakacak? Alttan almaya daha ne kadar devam edecekler? “Aman ordu yıpranmasın, gözbebeğimize bir zarar gelmesin!” aymazlığı ne zaman bitecek?
“Ordu yıpranmasın” diye diye ordunun yozlaşmasına hizmet ediyorlar. Şunu görmüyorlar, fark etmiyorlar, anlamıyorlar: Ordunun siyasete müdahalesini mümkün ve hatta kaçınılmaz kılan mevcut sistem radikal bir şekilde değiştirilip, askerler siyasetin “s”sine bile bulaşamaz hale getirilmedikleri müddetçe, bu iş böyle devam eder. Fethullah Gülen Hocaefendi “müessese ile bir derdimiz yok” diyor, ama aslında bütün derdimiz “müessese” ile. Daha doğrusu, “müessese”nin mevcut hali ile. Mesele kurumsal bir meseledir. Bunu idrak etmeden meseleyi çözemeyiz.
Üç-beş kendini bilmezden kaynaklanan bir mesele değil, kurumsal bir mesele, evet:
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, 28 Şubat “post modern” darbesinin lideri veya en azından 'himayecisi' idi…
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu 28 Şubat'ın “gerekirse 1000 yıl” süreceğini söylemişti…
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök darbeye karşı olduğu için silah arkadaşları tarafından marjinal muamelesi görmüş ve onun döneminde bile kuvvet komutanları seviyesinde darbe planları yapılabilmişti...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 27 Nisan Muhtırası'na imza atmıştı...
Ayyuka çıkan darbe teşebbüsü iddialarının gereğini yapacağı yerde “cemaatlere karşı tedbir”le uğraşan şimdiki Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da 'askerin üstüne vazife olmayan işler'le uğraşma geleneğini devam ettiriyor…
Böyle gelmiş, böyle gidiyor…
Genelkurmay Psikolojik Harekât Daire Başkanlığı'nın hazırladığı “irtica ile mücadele eylem planı”nın hesabı sert bir şekilde sorulmazsa, daha çok gider…
'Yakışmıyor', 'hoş olmuyor', 'böyle şeyler en çok orduya zarar veriyor' gibisinden mıy-mıy tepkilere tahammülümüz kalmadı. Başbakan'ın “demokrasiyi koruyup yaşatacağız” açıklaması da yetersiz. Nasıl yaşatacaksınız? Yaşatmak için tam olarak ne yapacaksınız? Demokrasinin içine tüküren bu askeri müdahale geleneğine son vermek için hangi adımları atacaksınız? Ne zaman?
Hükümet, “siyasi ve toplumsal hayata askeri müdahalelerle mücadele” için şöyle bir “eylem planı” hazırlayıp derhal yürürlüğe koymalıdır:
1. AK Parti ve Gülen Hareketi'ne komplo mahiyetindeki eylem planının 1 numaralı sorumlusu olan –ve zaten Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada “cemaatler”le savaş hazırlığı içinde olduğunu faş eden- Genelkurmay Başkanı'nın istifası istenecek.
2. Siyasete ve toplumsal hayata müdahale ettikleri veya buna teşebbüs ettikleri veya bunu planladıkları iddia edilen Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları hakkındaki soruşturma sivil merciler tarafından yürütülecek.
3. “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” skandalına karışan / geçmişte bu tür işlere karışmış olan / gelecekte bu tür işlere karışabilecek olan subaylar Bakanlar Kurulu kararıyla ordudan ihraç edilecek ve sivil mahkemelerde yargılanacak. Mevzuat buna uygun hale getirilecek.
4. Genelkurmay Başkanı'nın nasıl görevden alınacağına açıklık getirmeyen (görevden alınmasına el vermeyen) kanunlar değiştirilecek, Bakanlar Kurulu Genelkurmay Başkanı'nı istediği zaman görevden alabilecek.
Bir şey daha: Askeri mahkemeler, siyasi ve toplumsal hayata tecavüz mahiyeti taşıyan belgeleri milletten gizleyemeyecek! Bunlara yayın yasağı getiremeyecek! Basını sansür edemeyecek!
Nedir bu kardeşim? 12 Eylül dönemine geri mi döndük?
|
|
|
16.06.09, 21:42
|
#4
|
|
Eski Üye
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 119
|
Daha önce Hicran'da yayınlanan şu yazıyı bir okuyun.
http://www.hicrandergisi.com/muammer...-yesinler.html
Üstüne bir kaç laf edeceksek, kendi kendimize gaz vermektense bu toplumun gerçekleriyle yüzleşmeyi yeğlerim ben.
Geçmişinde ki gerçek anlamda iktidar değişikliklerini saray entrikaları ile gerçekleştiren bir geleneğe sahip değil miyiz?
"Şanlı ecdadımız" ın izinden gidiyor işte TSK! Neden yaranamıyor?
Ülkeyi böldürmemek için herkesi kendilerine İTAAT etmeye zorluyorlar. Ülkeye sahip çıkıyorlar. Tıpkı Osmanlının Anadoluda ki türk beyliklerini kılıç zoruyla İTAATE zorladığı gibi! Birliği sağlamak için mecburdular ya!
Benim tavrım belli. KUR'AN ve SÜNNETE aykırı ise İSLAM AHKAMINA uygun değilse Hak ve hukuk dışında ise, Z-U-L-Ü-M-D-Ü-R!!! Yapan da ZALİMDİR!!
Önce tarihinle yüzleşeceksin TÜRKOĞLU! Senin ecdadının çevirdiği dolapların yanında "torunlar" ın bugün yaptıkları çok masum kalır çook!
Kutsal emanet gibi sarıp sarmaladığınız "geçmiş"in pislikleriden kurtulmadan TEMİZ bir ÜLKENİN, TEMİZ bir TOPLUMUN dedikodusunu yaparız ancak!
|
|
|
24.06.09, 00:48
|
#5
|
|
Yeni Üye
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 23
|
Bu işde sümenaltı edildi..
|
|
|
24.06.09, 14:31
|
#6
|
|
Eski Üye
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 119
|
Feriştahına kadar!
Benim yazdıklarımı dikkatle okursan, 90 yıldır vıdı - vıdı konuşulduğu halde, GERÇEKLERİN SÜMENALTI edilmesi nedeniyle problemlere zerre miktarı çözüm bulunamadığını göreceksin!
Eğer tarihinle yüzleşmek yerine hoşuna gitmeyen yanlarını SÜMENALTI edip sonrada yalandan darbe tartışalım dersen sen bilirsin Adem!
Yahu bu memlekette askerin darbe yapmak dışında doğru dürüst becerebildiği bir iş var mı? Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren içerde veya dışarda başarıyla BAŞLATILIP SONLANDIRILAN bir askeri harekat var mı? (Darbeler dışında!) Var mı? Ama darbeler! Yiğidi öldür hakkını ver; hepsi dört dörtlük!
Kurtuluş savaşı düzenli bir profesyonel ordunun değil MİLLETİN savaşıydı. (bütün kurtuluş savaşları böyledir ve böyle olmak zorundadır!) Kurtuluş savaşını hariç tutarak bir araştır bakalım; Osmanlı dönemi dahil Türk ordusunun kazandığı en son ZAFER hangi tarihte, nerede, hangi orduya karşı kazanılmıştır.!
Bir araştır bakalım! En son SONUÇ alınan AMACINA ulaşan sınır ötesi askeri operasyon, ne zaman, nerede, kimlere karşı yapılmıştır!
Sivil otoriteye itaat etmeyen, iç hizmet kanunu ile (kimsenin değiştiremediği kanun!) istediği zaman, istediği durumdan kendine VAZİFE çıkararak ülke yönetimi üzerinde ki VESAYETİNİ sürdüren, rejimin bekçisi, Cumhuriyetin hamisi bir ordu arada bir DARBE de yapmıyacaksa ne iş yapacak!?
Ülkenin "aydınları, seçkinleri, elit tabakadan oluşan imtiyazlı zümrenin "ORDU GÖREVE" ricalarını mı kıracak!? İçerde ki hainleri, dört yanımızı saran dışarda ki düşmanları yok edecek fırsatı bile bulamadılar henüz! Uğraşıyorlar!
Bülent Arınç'ın sözlerinden bir şey anlamayanlar kalkmış neleri tartışıyor! "İYİ Kİ BU MİLLET, BU PAŞALARLA BİR SAVAŞA GİRMEDİ!" Girmez girmez merak etmeyin! 2. Dünya savaşına bile girmedik biz!
Ah Adem ah! sen şu yeniçeri isyanlarını okusana ya! Sonra verilen tavizleri, tanınan imtiyazları falan!
Ne SÜMENALTISI! Daha, Baykalın "darbecileri yargılayın! Anayasanın 15. maddesi engelse kaldıralım (değiştirelim demiyor! 12 Eylül cuntasının ülkeyi yönettiği 10 yıllık bütün icraatlarının yasal dayanağını ortadan kaldırarak yeni bir KAOS ortamı doğuracak bir talepte bulunarak MHPnın "başörtüsü desteği!!!" ne benzer bir tuzak kuruyor)" demecini değerlendireceğiz.
Sahi, hükümeti anladık da, şu Fethullan Gülen ile alıp- veremedikleri nedir?
Ben tartışacak kimse bulamıyorum sen sümenaltı diyorsun Adem. Masalları edebiyat bölümüne yazalım. Bu bölümde SİYASET yapalım; var mısınız? Sümenaltı mı? Feriştahına kadar gider  ! Hodri meydan!
|
|
|
25.06.09, 15:28
|
#7
|
|
Eski Üye
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 119
|
Silifkenin yoğurduna "maya" tutmadı galiba!
Derin devlet var mıdır yok mudur; varsa, kimler neresinde nasıl konumlanmıştır sorularının cevabını erbabı biliyor elbette..de, bir çok grubun hatta aynı ideolojiye mensup farklı fraksiyonların bile devletin bir yerlerinde güç ve iktidar mücadelesi yaptığını herkes biliyor artık. Ülkeyi, sandıktan çıkanların yönetmediğini de herkes biliyor! (hele Başbakanın 411 oy ile yapılan Anayasa değişikliğinin hukuk fiyaskosu ile sonlanmasını hatırlatarak serzenişte bulunup zimmi itirafından sonra!)
12 Eylüle darbesine kadar derinlerde ki güç ve iktidar mücadelesi sağ-sol eksenli gruplar arasında cereyan ediyordu. İslami kimlik ile devlet içinde güç mücadelesi yapmanın ne teorik ne de pratik şartları mevcud değildi. 12 Eylül ile birlikte değişen dünya konjöktürüne paralel Türkiye şartlarının değiş/tiril/mesi, İslamın "ılımlı" versiyonuna devletin kapılarının açılmasını sağlamıştır. Yaşı müsait olanlar dönemin cunta lideri Kenan Evrenin özel gayretlerini hatırlayacaktır.
Fethullah Gülen hocanın toplumsal etkisinin inanılmaz boyutlara çıkıp güçlü, etkili, devasa bir cemaate dönüşmesinin hikayesi bu noktada başlamıştır. Ve bugün Fethullah Gülen cemaatinin,
güç ve iktidar kavgası yapan gruplar arasında (en güçlü olanlarından biri olarak) yer aldığı tartışmasız bir gerçektir.
Ben, Müminoğlu kardeşimin açtığı bu konuya yazdığım ilk yorumda da AÇIKÇA belirttiğim gibi, "Albay Dursun Çiçek" imzalı fotokopi ile başlayan tartışmalara, Fethullah Gülen cemaati ile diğer güç odakları arasında ki mücadelenin stratejik bir uzantısı olarak değerlendirmiş, ve İLK kez Başbakanın Gülen tarafına açıkça destek verdiğini yazmıştım.
Her konuda olduğu gibi, meseleyi magazinsel boyut ötesinde değerlendiremeyenler için söyliyeyim. Gülen tarafının hamlesi, karşıtlarının medya ve politikacı yandaşlarının büyük desteği ile savuşturulmuş, ve karşı hamle için "zemin" (Askeri savcının, "Söz konusu belge karargahta hazırlanmadı Albay hakkında işlem yapmaya gerek yoktur." açıklaması doğrultusunda) oluşturulmuştur. Şimdi, KARŞI HAMLENİN nasıl, ne zaman, ve hangi boyutlarda olacağı merak konusu!
Aslında kimsenin umursamadığı ama benim fena halde merak ettiğim husus nedir biliyor musunuz? Ak Partinin bu fotokopiyi (haberin kaynağı da basına hangi cenahtan servis edildiği de bu kadar açıkken) bu kadar ciddiye alıp angaje olması, dahası üzerine alınan Başbakanın, Gülen cemaati ile birlikte fotoğraf vermesinin sebebi nedir?
"Ay ışığı"nı "sarıkız"ı bilen, takip eden, kontrol altında tutan, ve kuvvet komutanlarını, orgeneral, oramiralleri önemsemiyen (onlara dava açılmamıştı!) Hükümet ve Başbakan, Dursun
albay'dan mı tırstı yani! Heee! Hiç bu kadar celallenmemişlerdi de!
Size imreniyorum valla! Böyle luzumsuz mevzularla kafanızı yormuyorsunuz!
|
|
|
26.06.09, 23:58
|
#8
|
|
Eski Üye
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 119
|
Her konuda olduğu gibi, meseleyi magazinsel boyut ötesinde değerlendiremeyenler için söyliyeyim. Gülen tarafının hamlesi, karşıtlarının medya ve politikacı yandaşlarının büyük desteği ile savuşturulmuş, ve karşı hamle için "zemin" (Askeri savcının, "Söz konusu belge karargahta hazırlanmadı Albay hakkında işlem yapmaya gerek yoktur." açıklaması doğrultusunda) oluşturulmuştur. Şimdi, KARŞI HAMLENİN nasıl, ne zaman, ve hangi boyutlarda olacağı merak konusu!
Karşı hamlenin ilk adımı Org. İlker Başbuğ'un yanına 37 generali alarak yaptığı basın toplantısı ile atıldı. ("37 generalle birlikte..." vurgusu "Askeri bülten"ler sorumlusu eski asker Ali Kırcanın shov tv kanalında sunduğu haberlerden alınmıştır.)
Haberi atlayanlar için : http://www.haber7.com/haber/20090626...elge-resti.php
|
|
|
01.07.09, 19:09
|
#9
|
|
Eski Üye
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 119
|
Karşılıklı güç gösterisi ( argoda buna sidik yarışı deniyor.) bütün hızıyla devam ediyor! Açık söyliyeyim, ortalık biraz yatışsında bir yorum gireyim derken sayfalarca yorumlanabilecek gelişmeler yaşanıyor.
Uzun MGK toplantısı, derken Albay Dursun Çiçek'in tutuklanması, derken
Cumhurbaşkanı, başbakan, genel kurmay başkanı ve iki bakanın devam ettiği toplantılar ve bir gün sonra bir üst mahkemeye yapılan itiraz, mahkeme heyetine acil geçici üye atanması, mahkemenin, itirazı acilen görüşme kararı, savcıların acilen apar topar mütalaa vermesi ve acilen TAHLİYE! Ne güzel memleket!
SONUÇ! Dün gece Cemaate ve hükümete yakın çevrelere göre bağımsız türk adaletinin tarihe yön verecek DEVRİM niteliğinde kararı vardı; bu geceyi sormayın!
SİLİFKENİN YOĞURDU
FİYASKO MU DOĞURDU!
Zor anlayanlar için bir daha söyliyeyim: BU YOĞURT MAYA TUUTMAAZ!
Neden mi? Ayrıntılar assora!
|
|
|
14.11.09, 12:53
|
#10
|
|
Eski Üye
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 119
|
Alıntı:
Muammer Derin´isimli üyeden Alıntı
Karşılıklı güç gösterisi ( argoda buna sidik yarışı deniyor.) bütün hızıyla devam ediyor! Açık söyliyeyim, ortalık biraz yatışsında bir yorum gireyim derken sayfalarca yorumlanabilecek gelişmeler yaşanıyor.
Uzun MGK toplantısı, derken Albay Dursun Çiçek'in tutuklanması, derken
Cumhurbaşkanı, başbakan, genel kurmay başkanı ve iki bakanın devam ettiği toplantılar ve bir gün sonra bir üst mahkemeye yapılan itiraz, mahkeme heyetine acil geçici üye atanması, mahkemenin, itirazı acilen görüşme kararı, savcıların acilen apar topar mütalaa vermesi ve acilen TAHLİYE! Ne güzel memleket!
SONUÇ! Dün gece Cemaate ve hükümete yakın çevrelere göre bağımsız türk adaletinin tarihe yön verecek DEVRİM niteliğinde kararı vardı; bu geceyi sormayın!
SİLİFKENİN YOĞURDU
FİYASKO MU DOĞURDU!
Zor anlayanlar için bir daha söyliyeyim: BU YOĞURT MAYA TUUTMAAZ!
Neden mi? Ayrıntılar assora!
|
Aradan geçen beş ayın sonunda, yukarıda ki mesajımdan bir kelime eksiltmeden, bir harf ilave etmeden aynı şeyleri yazmak zorunda kalıyorsam..! (Aynı olaylar, aralarına kopya kağıdı koymuş gibi tekrar tekrar yaşanıyorsa, aynı yorumları tekrarlamakda kaçınılmaz oluyor elbette!)
Zor anlayanlar için ayrıntıları tartışmak isterim elbette. Ancak oyunu sahneleyenler perdeyi kapatmıyor ki bir türlü!
Seyirci de angut yani. Palyaçolara büyük AKTÖR muamelesi yaparsanız olacağı budur.
Acelemiz yok; biraz daha bekleyelim bari!
|
|
|
27.01.10, 13:04
|
#11
|
|
Eski Üye
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 119
|
"Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür."
Bugün ülkenin tansiyonunu yükselten, toplumu tam anlamıyla abondene eden, dahası Ergenekon davası gibi vesayet rejimiyle yüzleşme noktasındaki yüksek iradenin sulandırılıp, tarihi bir fırsatın kaçırılmasına da sebep olan, ve de artık kimsenin "demokrasi mücadelesi" olarak algılamadığı "devlet" içinde ki iktidar kavgasının "sidik yarışları" olduğu ayyuka çıkan CEMAAT kaynaklı "darbe planları"nın vizyona nasıl sokulduğunu, olaylar zincirinin nasıl başlatıldığını hatırlıyor musunuz?....!
Bizim ilk anda verdiğimiz tepkiyi, yazdığımız yorumları hatırlıyor musunuz?..! Aradan 8 ay geçmiş...Koca 8 ay! Muhtemelen unutulmuştur. Küçük küçük bölümler halinde hatırlatalım unutanlara!
Konuya yazdığım ilk yorum: SİLİFKENİN YOĞURDU AH SENİ KİMLER DOĞURDU..............
Ak parti iktidarı boyunca Tayyıp Erdoğan, Fethullah Gülen Cemaatinin organızasyonlarında gözükmemeye dikkat ediyordu. Aydın Doğan medyasında bile, Samanyolu grubunun gazetelerinde - dergilerinde, radyolarında, - televizyonlarında yayınlanan roportajların 10 katı yer almıştır. Cemaate yakın şirketlerin açılışlarında bile pek görülmüyordu! Son Türkçe olimpiyatlarına kadar!
Son Türkçe olimpiyatlarına başkakan katılmakla kalmamış, çok açık bir dille destek vermiş, ÖVGÜLER yağdırmıştır! Yani Tayyip Erdoğan, DERİN DEVLET içinde ki İKTİDAR ODAKLARINDAN (ve en güçlü olanlarından biri) olduğu iddia edilen bir güç merkezinin lehinde bu kadar AÇIK bir destek sergilemiştir! Başta TSK olmak üzere Delet iktidarını paylaşan bir çok güç odağının açıkça cephe aldığı Gülen cemaatine verdiği bu önemli desteği, DERİN DEVLET içinde ki iktidar mücadelesinde (Ergenekon davasını da kapsayan) açıkça "TARAF" olmak olarak değerlendiriyorum.
Bir kenara YAZIN! Bundan böyle, "Türkçe Olimpiyatları" Bir "sivil toplum" organizasyonu olmaktan çıkarılıp "DEVLET ORGANIZASYONU!" niteliğine bürünecektir. Bu güne kadar "cemaat organizasyonu"na UZAK duran ÇEVRELER, bundan böyle adı geçen organızasyonu (gayri resmi)) DEVLET ORGANIZASYONU olarak yorumlayıp desteklemeye özen göstereceklerdir. En azından bu yönde çabaları göreceksiniz!
Toplum nezdinde, Fethullah Gülen cemaati DEVLET POLİTİKALARINDA belirleyici bir GÜÇ olarak lanse edilmeye çalışılacaktır. "Derin devlet" içinde ki iktidar mücadelesinin bu yönü ağırlığını hissettirecektir.
Bize sorarsanız, bütün bu gelişmeler şaşırtıcı değildir. Başından beri aksi iddialara veya ima'lara rağmen 'TÜRKÇE OLİMPİYATLARI' organizasyonunun hiç bir YERİNDE ve hiç bir BİÇİMDE İslamı DUYARLILIĞIN ZERRESİNİN olmadığını görüyor ve söylüyorduk!
Yanı en başından beri, mesele; "SİLİFKENİN YOĞURDU AH SENİ KİMLER DOĞURDU" meselesi idi!
Mesela, cemaat.com gibi sitelerde bazı saf müslümanların yaptığı "tartışmalar" ( http://www.cemaat.com/yeni-osmanlicilik-turk-okullari) gibi yani! SİLİFKENİN YOĞURDU AH SENİ KİMLER DOĞURDU..............
Olimpiyatlara az kaldı...da Kim öle kim kala!
|
|
|
|
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Her mesajin içeriginden, sadece ve sadece yazari sorumludur.
Mesaj içeriklerinden dolayi Forum yöneticileri ve moderatörleri sorumlu tutulamaz.
Ayrica bu site dosyalari kendi sunucusunda barindirmamaktadir ve sorumluluklari kaynaklara aittir. Hak sahibinin talebi durumunda sitemizden kaldirilacaktir.
|
|
|